20101029

"Yarın cumartesi, şimdi bugün geç uyuyabilir yarın da istediğim saatte kalkabilirim." diye düşünürken yarın sabah erken kalkıp bitmeyen testleri çözme zorunluluğum olduğunu hatırlamamla bu dersanenin çok acımasız bir bok olduğunu kendi kendime tekrar ediyorum. En azından bir film izleyip yatmayı düşündüğüm anda 'Canıms' adlı dosyada sadece br film kaldığını, o filmin de bir dram filmi olması tüm moralimi alt üst ediyor. Bir yandan Fred'le beraber "fucked up" diye başlayarak okuluma, arkadaşım sandığım kişilere ve matematikçeye bir ton küfür etmeye başlıyorum.

Tam bu sırada HG'den gelen "İyi qeceler canım." mesajı aniden beni HG'nin numarasını silmeye sürüklüyor ki "bir daha mesaj atarsa, tanıyamayıp beni uğraştıracağını" düşünerek vazgeçiyorum. Hayır. Vazgeçmiyorum ve siliyorum.

İçimde kalmış bir şeyin olduğunu bilmem ve bunun ne olduğunu bilmemem bana acayip huzursuzluk veriyor. Bunu geçirecek tek şeyin gülmek olduğunu bilmemi şansa bağlayıp Msn'e bakıyorum. Ne Enes, ne Yağmur, ne Celal, ne de Apollon'un Msn'de olmadığını görmemle tüm moralim yeniden alt üst oluyor. Fred'le yeniden hayatımda ters giden herşeye bir yığın küfür ediyoruz. Masanın üstüne uzattığım ayaklarıma bakıp, Enes ile aldığımız mavi-beyaz çizgili çoraplarıma bakıp Enes'in alırken gördükçe 'ilişme bebeğm ilişme' lafını hatırlamamı istediğini hatırlayıp gülümsüyorum.

Ve bu yazının bir sonu yok. Bu kadar anlayacağınız. Ama bence neden bu gereksiz satırları okuduğunuzu bir düşünün. Böyle diyorum, çünkü ben neden yazdığımı bilmiyorum bebeğm.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder