20111028

1 yıl önce şu hallerde olmamın şerefine.

Uyuyorum. Telefon çalıyor, annemin telefona bakıcağını düşünerek kılımı kıpırdatmıyorum, gözümü bile açmıyorum. Telefon çalmaya devam ediyor. Annem evde yok. Kolumu kaldıracak halimin olmasını geçip parmaklarımı oynatacak bir hal vermesi için bana, dua ediyorum Tanrı'ya. Yine aldırmıyor beni. Telefon susuyor, bu küçük gereksiz olayın beni inanılmaz rahatlatması ise ayrı bir ironi. Fakat yeniden duyuyorum o sesi. Telefonu açıp "Ne arıyorsun be sabah sabah orrrooospu çoccuğuuu!" demek istiyorum, sonra arayanın annemin bir arkadaşı ya da babam olduğunu düşünüp, düşeceğim durumu göz önüne getirip gülüyorum. Telefon çalmaya devam ediyor, ben gülüyorum. O çalıyor, ben gülüyorum.

Uykumun tamamen gittiğini farkedip üşene üşene yorganın altından çıkardığım ayağım buz kesince geri gidiyor ayağım. Telefon susmuştur bu arada. "Annem kahvaltı hazırlayıp mı gitmiştir?", "Ağabeyim PC'yi halletmiş midir?" diye düşünürken telefon yeniden çalıyor. Tüm üşengeçliğim gitmiş gibi bir hızla yatağımdan çıkıp, telefona bakmadan, mutfağa gidiyorum. Bir yandan sanki telefona bakmamak için kendimle inatlaştığımı düşünüp, gülüyorum. O çalmaya devam ediyor, ben gülüyorum.

Mutfakta kahvaltının hazırlanmadığını görünce, köpeğimin yanına gidip onunla "Uziyovski" adını verdiğim oyunu oynuyoruz. İçeriye gireceğim sırada mamasını yemediğini görüp "lan ne ibne köpeksin." diyorum ona bakarak ve bana poposunu çevirip yatıyor. PC'yi açıyorum, gayet sağlam bi durumda olduğunu görmem ile bir film açıp karnım aç bir şekilde izliyorum. Bir yandan da anneme söyleniyorum, kahvaltı hazırlamadığı için. "Kendin hazırlasaydın." demeyin şimdi bana. Mutfakta olmayı sevmiyorum. Ve filmim biter aradan biraz zaman geçer ve annem gelir. Odaya girer ve aramızda şöyle bir konuşma geçer.

-Neden telefonu açmıyorsun?
-Arayan sen miydin ya, uyuyordum.
-Ayşe Teyzen kahvaltıya çağırdı, oradaydım, seni çağıracaktık.
-...
-Neden bakmıyorsun telefona! Ya acil bir şey olsaydı. Rahatın her şeyden önce mi! Deli edeceksiniz bir gün beni abinle.
-...
-Kalk şu bilgisayar başından artık, sınavın yok mu haftasonu, ona çalış!
-...

Evin içinde dolanırken hala söylenmeye devam ediyordu, ben ise telefona bakmamamın cezasını aç kalmam ile değerlendiriyordum. Pişmandım telefona bakmadığım için, Ayşe Teyze'nin kreplerini yiyemediğim için. Ama yatağımı seviyorum. Yine olsa yine bakmam telefona. Yine telefon çalsa, yine gülüp geçerim. Yine o çalar, yine ben gülerim. Birde yine olsa yine pick up the phone dinlerim. Ayriyetten telefonu açıp anneme o cümleyi söylediğimi düşündüm, güldüm. Telefon sustu, ben gülüyorum. O susuyor ben gülüyorum. Gülüyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder